Nevin Işık Cesur Kalem. Şair ve Yazar.
15 Şubat 2016 Pazartesi
1970 YILINDAN BİR ANIM
*
*
*
*
*
''Almayın yetimin ahını, çekersiniz aheste aheste'' demişler. Benim de ahım bedelsiz kalmaz deyince 1970 yılından bir anım aklıma geldi. Rahmetli babacığım hasan ışığın görevinden dolayı Giresun değil Türkiye’nin dört bir köşesinde bulundum. 1969 yılı bir yaz mevsimi ve fındık toplama zamanı. Rahmetli babacığımın yıllık izini ve biz Giresun’a tatile geldik. Babacığımın yıllık izini bitiyor ve biz Bayburt’a gideceğiz, ama ben ailemle gitmiyorum Giresun’da babaannem ve dedemle kalıyorum. Giresun’un Kayadibi köyü, şimdi şehir olmuş. Dedikoduların gündemi doldurduğu bir köy, bir birlerini çekemeyenler, bir birlerine iftira atanlar. Hele de gelinlik genç kızların hakkında dedikodular. Babaannem ve dedem için ben el bebek gül bebeğim, üzerime toz kondurmuyorlar. Kayadibinde beni kimse tanımadığı için ben çok yabancı kalıyordum köy halkına. Hakkımda dedikodu yapardı köyün yaşlıları ‘’uyh şehirden gelmiş salınıyor burada ‘’efendim, buyurun, teşekkür ederim ve hayır’’ diyerek konuştuğum için şehirli havası sattığım söylenirdi. Bize çok yakın Kavaklar Mahallesi vardı, ben komşu kızının peşine takılıp Kavaklar mahallesine fındık toplamaya giderdim. Fındık bahçesinde bulunan diğer imeceler hakkımda dedikodular yapmaya başlarlar, hani şöyle serpilmiş bir genç kız olmaya gör, dillerine dolanırsın. Rahmetli Babaanneciğim bu dedikodu yapanları sorguya çekmeye başlar ‘’benim kızımdan ne istiyorsunuz, sizlere ne yaptı bu kız. Siz onunla konuşursanız sizinle konuşur, kimseyle muhatap değildir’’
Kayadibinde meşhur bir çeşmemiz vardı. Akşamları tüm kızlar toplanır su almaya giderdik. Hemen çeşmenin yakınında mübaşir amca yaşardı ve benim yaşlarımda bir nişanlı kızı vardı, ne yalan güzel mi güzel bir kızdı. Nişanlanan düğünü yakın olan kızlarda ayrı bir hava vardı, marifetmiş gibi ‘’ben koca buldum, kocaya gidiyorum’’ havaları. Duyduk ki dedikoduları çıkaran mübaşir amcanın kızıymış. Bir akşamüstü babaannem beni de yanına alır ve mübaşir amcalara gideriz. Babaannem mübaşir amcanın kızına,
-Hatice sen benim kızımdan ne istiyorsun, onunla alıp veremediğin nede dedikodu yapıyorsun, utanmıyor musun sen.
-Hadi oradan sizde, bana ne senin kızından. Benimle uğraşmayın, ben nişanlıyım yakında düğünüm olacak. Duyulursa oğlan tarafı nişanı bozar.
Ben araya giriyorum ve Hatice’ye diyorum ki…
-Yukarda Allah var, eğer bu çirkin dedikoduları sen çıkardıysan, dilerim Allah’ımdan telli duvaklı gelin olmayasın. Benim ne seninle nede kimseyle işim yok, ne istediniz benden.
Hatice’nin bana verdiği cevap…
-Hadi oradan şehirli bozması.
Birkaç ay sonra ben evlenip Almanya’ya gelin gidiyorum. Aylar sonra rahmetli Babaanneciğim bana bir mektup yollar.
-Yetimin mazlumun ahı yerde kalmaz kızım, ahın tuttu. Düğün hazırlıkları yapıyorlardı, Hatice’nin düğünü olacaktı. Hatice’nin nişanlısı köyde bir düğünde el bombası atmak isterken bomba elinde patladı ve sağ kolu dirsekten itibaren koptu. Düğünleri yapılamadı maalesef, sadece nikâh kıyabildiler.
8 Kasım 2015 Pazar
11 Kasım Kadın Yazarlar Derneği 4. Salon 4222 nolu stant, 12-13 Kasım İstanbul Tüyap Fuarında 4. Salon 4237 Nolu standında ulaşabilirsiniz.
BİR AVUÇ TOPRAK (Gündemin içinden) TUNÇYAYINCILIK Kalitesiyle ÇIKTI.
Kaliteli çalışmalarıyla, verdikleri sözlerin söz delik değil özdeşlik olduğu TUNÇ YAYINCILIK tan BİR AVUÇ TOPRAK (Gündemin içinden) kitabım ÇIKTI.
Bizzat benden imzalı kitaplarıma 11 Kasım Kadın Yazarlar Derneği 4. Salon 4222 nolu stant, 12-13 Kasım İstanbul Tüyap Fuarında 4. Salon 4237 Nolu standında ulaşabilirsiniz.
Tabii bendende isteyebilirsiniz. Kitabım 320 sayfa 15 TL dir. Kitabımı alana bir şiir kitabımda hediyemdir.
Ve ayrıca Tunç yayıncılık Ahmet Hakan Tunçyıldız danda sipariş verebilirsiniz.
Not: İstanbul Tüyap Fuarında nedeniyle 7-15 Kasım, Ahmet hakan tunçyıldız siparişlere cevap vermeyebilir. Fuar sonrası tüm internet satış noktaların dada satışa sunulacaktır.



Bizzat benden imzalı kitaplarıma 11 Kasım Kadın Yazarlar Derneği 4. Salon 4222 nolu stant, 12-13 Kasım İstanbul Tüyap Fuarında 4. Salon 4237 Nolu standında ulaşabilirsiniz.
pc: İletişim: isik54@hotmail.de
29 Ekim 2015 Perşembe
BİR AVUÇ TOPRAK ( Sipariş: isik54@hotmail.de
*
*
*
— 9 —
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET YAŞAYACAKTIR.
Belki de ülkemden uzak oluşum; hani orada olsam kalabalık toplumun içinde gelişen çarpık olaylarda, beyinleri uyuştururcasına her ağızdan çıkanlarda sersemleşmediğimden ülkemde gelişen her günkü olayları daha bir objektif izlediğimi düşünerek naçizane fikir ve görüşlerimi kaleme aldım...
Uzun zamandır TV izlemiyorum. Günün her saat başı suikast, ölüm, kaza ve şehit haberlerini izlemekten depresyonlara giriyordum. Hatta o günkü çok etkilendiğim olay haberleri rüyalarıma giriyordu, bir kâbus gibi: Doğruyu savunanların katledişleri... Doğru konuşanlar, doğruyu savunanlar ya vatanından sürgüne gönderiliyor ya da düzenlenen suikastlarla katlediliyorlardı. Uzun zamandır suikast haberleri pek duymuyorum; sanki modern, demokrat ve insani olanlar susturuluyorlar, demir parmaklıklar ardına sürgün ediliyorlar gibi geliyor bana... Ülkesinden uzak düşen bir Türk, Cumhuriyet kadını olarak; “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır“ diyorum.
*
*
BİR AVUÇ TOPRAK
*
Ben ülkemin topraklarından ayrılırken çocukluğunu yaşayamamış, genç kızlık nedir bilememiş, henüz çocuk yaşta 15 yaşındaydım. Gurbet, yaban eller, yeni hayatımın sürüngenliğinin başlayacağı, bomboş bir bavul ile kara tirene binerken, küçücük çocuksu avuçlarıma ülkemin toprağını doldurmuştum. Bir avuç ülke toprağı... Hala avuçlarımın içinde, misler gibi o toprak vardır. O toprak; Atatürk, Cumhuriyet, saygı, aşk, sevgi, merhamet, insanlık, saflık, mertlik, iman ve şeref kokuyor. Yıllarca yaban ellerde gözümden dahi sakınmışımdır bir avuç ülke toprağını. Yıllık izinlerde ülkeme geldiğimde, ilk tatil heyecanımdan, şaşalı geçen günlerimden sonra toprağımın kokusunun artık nedenli değiştiğini hissetmiştim.
Yıllar sonra yaban ellere veda ederken, o yıllar öncesinden avuçlarıma sığdırdığım ülkemin toprağıyla ülkeme döndüm. Avuçlarımdaki toprağı gözyaşlarıyla kokluyorum şimdi ve “Hayır, hayır hayır!” diyorum. Ülkemin topraklarında artık; Atatürk, Cumhuriyet, saygı, sevgi, aşk, merhamet, insanlık, saflık, mertlik, iman ve şeref kokmuyor, kokmuyor!.. Şimdi hala avuçlarımdaki çocukluk yıllarımın toprağıyla avunuyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
