14 Ağustos 2013 Çarşamba

VE O GECE Şiir&Roman kitabımdan (VE O GECE)

Evet zifaf gecemiz. Bir kargaşalık o gece yaşanmıştı. Ben evlilik konusunda hele birde zifaf gecesi hakkında hiç bir şey bilmiyordum, daha çocuktum yahu evlendiğimde. Damat ve gelin namazı kılınırmı,ş önce bizde namazımızı kıldı. Ben sohbet edeceğimizi beklerken haydi yatalım dedi. Kendisini tanımıyordum bile. Ne olurdu önce biraz sohbet etseydik dedim içimden. Her halde zifaf yerine getirilmesi gereken çok önemli bir vazifeydiki acelesi vardı o yüzden. Çok utanıyordum. Işıkları söndürdüm delme çatma basit bir gelinlik diktirmişlerdi bana, gelinliğimi çıkarttım geceliğimi giydim ve yere serilmiş yatağa yattım. Karyola olduğu halde yere yatak serilmişti, adettenmiş zifaf gecesinde gelinle damat yerde yatarmış. Oda soyundu yatağa geldi, beni çırılçıplak soymaya başladı. Allahtan oda karanlıktı sadece perde aralığından ay ışığı yansıyordu odaya, yoksa çok utanırdım, gerçi yinede utangaçlıktan tir tir titriyordum. Beni okşamaya başladı, elleri tenimde dolaşırken dahada bir utanıyordum. Bir ara bana, ‘’sende beni okşasana’’ dedi. Yahu ben ne bilirim okşamasını içimden oda neymiş dedim ve tabiki okşamıyorum diyede kızacak diye bir korku sardı beni. Kendimi zorlasamda okşamasını bilmiyordum ne yazıkki. Bir müddet sonra bir acı hissettim. Hissettim ama sadece bir anlıktı gerisi gelmemişti. Çünki cinsel organı işlem dışı kalmıştı. Ne olduğunu anlayamamıştım bile. Yataktan kalktı lambayı yakıp başını ellerinin arasına almış bir vaziyette divana oturdu. Ben hemen geceliğimi giydim yatağın içinde oturdum ve onu seyretmeye başladım. Ne olmuştu acaba niçin kalkmıştı yataktan. Korka korka, ‘’ne oldu?’’ diye sordum. Sen bir şey hissettinmi? diye sordu bana. ‘’Ne gibi yani dedim’’. Gerdek işi tamamlandımı dedi. Bilmem dedim. Nasıl yani bir ara canın acıdıya işte o zaman olmadımı? Evet dedim canım acıdı ama hepsi okadar dedim. Cahillik çocukluk işte, ‘’öylemi oluyor peki?’’ diye sordum.
Cinsellik bizim için bir arzu istek değil dört ay boyunca mecburi bitirilmesi gereken bir vazifa haline gelmişti. Hoş o mecburi vazife evliliğimiz süresindede vazife olarak yerine getiriliyordu taki ben cinsellikten emekliye ayrılma kararı alıncaya kadar. Komik değil, vazife olunca emeklide olunuyor. O vazifeyide yine ben başarmış ben bitirmiştim, nasılmı? işte onu sorma bende kalsın arkadaşım. Evet benim için taa o günlerde cinsellik sex mecburi bir görev bir vazife haline gelmişti. Ben şimdi ise o görevden emekliye ayrıldım’’ ‘’ Ve artık erkek ve sex adını duymak istemiyorum inanki istemiyorum’’ Aslında onun çok acı ve hazin bir geçmişi vardı. Evet kadın bittiği tükendiği, erkeklerden cinsellikten her şeyden önemlisi kendinin kadın oluşundan nefretlerini büyüttüğü gün özgür kalmıştır. Ve özgür kaldığı günden beri kendini izdivaya çekmiş, suskunluğa bürünmüş ‘’ koybolduğum yıllarımın içinden ben beni bulmalıyım ‘’ demiştir. Vede erkeğin e sini alkolun a sını duymak ve hayatımın içine bir daha asla almak istemiyorum, almayacağımda demiştir. Öyle deme, büyük konuşma hayat o kadar güzelki bir gün o güzellikleri keşfedeceksin ve buna inanki o güzelliklerin tek başına yaşanmadığını da göreceksin ki sen çocuk yaşta yaptığın evliliğin süresince bu güzellikleri görmedin vede tatmadın. Bir varlık bir sıcak nefes nedir, aşk sevgi nedir bilmedin. Yüreğine dolan alev alev duygular nedir tanımadın, bedenin titremedi, tenin sicim sicim alevlere hiç terlemedi senin. Bir gün bunlarıda keşfedeceksin. İşte o zaman yanlız yaşanmayacağınıda göreceksin büyük konuşma lütfen demişimdir. ‘’Aslaa’’ Diyerek cevap vermişti. ******************** Sen aşık oluyorsun kızım aşık demiştim ona. Hıh gülmüştü. Mümkün değil içimde aşk ve sevgiye dair bir his yok nasıl bir his duygu olduğunuda bilmiyorumki hem, biliyorsunki nefret yüklüyüm, hem oda biliyor benim erkeklere cinselliğe nefretlerimi. Vede bu hisler duygular erkeklerde ve kadınlarda değilmi ki. ‘’ ben neyim?’’ onu dahi bilmiyorumki. Bu son sözleri içimi acıtmıştı ‘’ben neyim ki?’’. Onun için dualar ediyordum bir gün kendini keşfetmesi için, bir kadın olduğunu bilmeden yaşamak çok acı bir durumdu. Ama kadın olduğunu unutmuş olması onun suçu değildi ki, yüreğindeki duyguları daha doğmadan yeşermeden duygu tohumları köreltilmemiş miydi. Aşk ve sevgi neden yoktu? Var idiyse bile neden sadece bir kaç günlük yada bir kaç aylık ömürleri oluyor du? Hele birde evlilik olunca bir süre sonra neden aşk tükeniyord. Evlilik aşkın katili miydi. Aslında bir evliliği ilişkiyi sağlıklı bir şekilde sadece sevgi saygı ayakta tutamaya yeterli değildir. Aşk sevgi de olmalı. Sex bir ihtiyaç olarak görülmemeli, o bir arzu olmamalı. Arzulardır tenlere dokuma dürtüsü uyandıran, tenlere dokunuştur bedeni hatta ilikleri alev alev kavuran. Alev alev kavrulmalı her ikiside. En derin hücrelerde hissedilmeli kor yangınlar hatta kadında diyebilmeli ‘’haydi haydi lütfen söndür beni artık’’. Ve dedirtecek kadar çıldırtmalı dokunuşlar. Çırıl çıplaklık utanma duygusundan çıkıp sere serpe olunmalı işte o zaman cinselliğin hazzına doyuma uluşılınır. Ya peki arzuları tetikleyen tenlere sere serpe dokunuşlara itikleyen ‘’AŞK’’ değilmiydi? Aşk olmalıydıki arzular şaha kalkabilsin. Arzuların tetiklediği elleri tenlere dokundursun tutuşan tenllerde de bedenler sırıl sıklamlıktan yapışsın. Hatta bir kadında eşine sevdiği erkeğe diyebilmeli ‘’arzularım coştu seninle sevişmek bulut bulut uçmak istiyorum’’ HİKAYENİN BAŞI VE SONU VE O GECE KİTABIMDA.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder