18 Kasım 2013 Pazartesi

BİR TUTAM AŞK

Bir rüyaydı uyandım demek isterdim. Diyemiyorum işte, diyemiyorum. Her gece ayni rüyayı görmekten. Ne olur çıksan rüyalarımdan diye yalvarmak isterdim sana, isterdim ama rüyada olsa sunduğun bir tutam aşk'la da mutluyum.., mutluyum. Daha fazlasınıda istememiştimki zaten, istememiştim ama ne olur, ne olur rüyalarımda değil gerçeklerimde bir tutam aşk'ı sunabilseydin bana. Her gece gördüğüm ayni rüyadan keşke rüya olsaydı diyemiyorum, diyemiyorum. ‘’Hayatım haydi seni bekliyorum ama’’ Diğer odadan gelen bu sesle damarlarını kavuran tüm duyguları irkilmişti. Hayır orda değildi, bedenen orda değildi ama altıncı hislerinin gücüyle ruhu ordaydı, sevdiceğinin arkasında gizliden ve sessizce onu seyrediyordu. Kendisine çok uzaklarda olsada o şiddetle onunla onun yanında olmak arzusuyla hisleriyle hissederek onu onun yanında gibi hissediyor ve onu izliyordu. Her akşam gündüz geceye seyrederken heyecanla onun yolunu gözlerdi, geldiği saatler onun güneşli gündüzü, çakıl taşı geceleri olurdu. Bilirdi, evet bilirdiki o yanlız değildi, masasında çift tabak bardak vardı, yatağında çift yastık yorgan vardı, odalarında iki kişilik sesler vardı. Ama o inandırılmıştı çift kişilik olsada masası yatağı yorganı mutsuzdu, aşk’tan sevgiden uzak mahrumdu ve o sadece ayni çatı altında olan bir bireydi sözleriyle. Ya, ya kendisi? Aç kurtlar gibi aşk’a çok acıkmış ve bir okadarda sevgiye susamıştı. İllakide avuç avuç olsun istemiyordu ki sevgiyi aşk’ı , bir tutam, evet bir tutamınada razıydı. Sanki o bir tutam aşk’ı sevgiyi sunuyordu ona, belkide çok uzaklarda oluşundandı, kimbilir. Olsun, olsun, çok uzaklarda dahi olsa bir tutam aşk’ı sevgiyi sunuyorya, oda yeter bana diyordu. O aşk’ı sevgiyi sunduğu günden beri gözleri tatlı kızıl tebessümler saçıyor, yüreğinde ılık ılık sevda yeli esiyordu. Çokta iyi biliyorduki o ona mesafelerce uzak ve yasaklıydı, hiç bir zaman ona ulaşamıcak, onun olamayacaktı, mesafeler değildi ulaşmasına, onun olmasına engel, o sahipli olduğu için ona yasaklıydı. Aslında eshef ve şiddetle karşıydı sahibi olan aşk ve sevgiye meyilli olmak ama onu aşk’a ve sevgiye olan açlığı sürüklemişti onun sunduğu bir tutam sevgiye. Her ne kadar kapılıp sürükleniyorsada duygularının seline, coşkulu dalgalarına iyi biliyorduki bir yarın yoktu her ikisinede. Aslında o aşk’ı sevgiyi özgürce çılgınca el ele, gözgöze tüm masumiyeti saflığıyla, hiç kimseye hesap borcu olmadan yaşamak isterdi, isterdi ama hiç kimse sunmamıştı ki o özgürce masum aşk’ı sevgiyi ona, her gelen, gönül evinin kapısını tıklayan bir önceki gidenden farksızdı, al birini vur ötekine gibilerinden kimlikleri hep ceplerinde saklıydı. Sonunda oda isyan etmiş olacakki, adam sende salla gitsin boş ver demişti. O sana zaten çok çok uzaklarda değilmi? Eli eline dokunamıyor, gözleri gözlerine değinemiyor, nefesi nefesine karışmıyor, ne sen onu görebiliyorsun nede o seni, onun sana uzaklardan sunduğu bir tutam aşk ve sevgiyle de doyuracaksın muhtaçlığını açlığını, uzaklarda olsada varlığıyla mutlu olacaksın. O halde, o ve onun aşk’ı sevgisi yasaklıda olsa ne mahsuru varki onun koynuna giremedikten sonra, hisset ve yaşa demiştir kendine. Hislerinin güçlü oluşu bir akşam üzeri onu yaşamıştı sanki onunlaymış gibi ve çok çok mutlu olmuş tenini kavuran şiddetli alevlere yanmıştı, mutluluktan serhoş olmuş başı dönmeye başlamıştı, hatta evet hatta tenindeki parfümün kokusunu dahi hissetmişti. Bir ara gece uyandığında yastığındaki koku dahi hislerindeki kokunun aynısıydı, bir an onun gerçekten usulca yanına gelip yatmış olduğunu düşünmüş sabaha kadar yastığına sarılıp yastığını koklamıştı. Ah nalet olsun, kahretsin ki biliyordu çok iyi biliyordu o ona yasaklıydı, bir yarını yoktu olmayacaktı ama yüreğine akıtılan bir tutam aşk ve sevgiyle o ona tutsaktı ve uzaktanda olsa onu seviyor ona aşıktı. Bu gece yine bedeniyle değil ruhuyla hisleriyle gitmişti onun yanına, gizliden gizliye, sessizce ve sessizce onu izliyordu, o ise ona şunları yazıyordu ‘’çok uykum geldi sultanım, ben müsadeni istesem’’ Aslında saat çok erkendi ama gitmek istemişse gidecekti. Diğer odadan gelen bir ses ‘’hayatım haydi seni bekliyorum ama’’ işte duyduğu bu sesle damarlarındaki alev alev coşan tüm duyguları irkilmişti. Diğer odadan gelen o ses eşinin sesiydi..! Ona sunduğu, yüreğine ılık ılık akıttığı bir tutam aşk ve sevgiyi o bu gece avuç avuç eşinin damarlarına akıtıyordu.. Nevin Işık...18.11.2013 Bielefeld

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder