25 Ekim 2015 Pazar

HAYALİM GERÇEKLEŞECEK UMUDUYLA








-Uğrayacağım dostum, bir kahvelik hatır edeceğim. Herkes gitti, siz ve ben, birde birkaç nefes kaldık kalabalık, çevremize serpilmiş malikânelerde. Diyordu, diyordu da sadece söylemlerde kalıyordu. Soğuk hava ben geldim diyordu, titreyeceksin soğuk nefesimin üflemelerine. Hah şu sigara aşinalığı yok mu, hoş tek dostum, benim için yanan duman olan sigaramdır. Gecenin soğuk üflemeleri dahi engel değil balkonumda tek dostum sigaramla halleşmelere. Gözlerim takılır karşı evin balkonuna. ‘’ Uğrayacağım dostum, bir kahvelik hatır edeceğim’’ söylemlerinde kalan dostumun da, perde arkasından ışıkları süzülür. Biliyorum dostumda karalıyor efkârını sayfalarına. Safinaz’ın kulaklarını çınlatıyor, onun adına dizinlediği şiirleriyle, destanlarıyla. Ben, bense karanlıkta dumanlıyorum sigaramı, soğuğun nefesini üflediği balkonumda. Işıkların aydınlattığı havuzu seyrediyorum. Yalnızlığın siluetleri kıpraşıyordu suyun ışıltılarında, endamını seyreder gibi. Yalnızlık dedim de, birkaç hafta, ay öncesine cıvıl cıvıl insan kahkahalarıyla şenleniyordu gündüzler ve geceler. Gece sohbetleri seslilik yükseliyordu arşı alaya. Kâh kahkahalar, kâh fikir ayrımcılığının sert sinirsel sesleri bölüyordu geceleri. Kalabalıktık, kadınlı erkekli kızıl şarap kadehlerinin yanı sıra müzikler coşturuyordu ay ile yıldızları. O anlarda unutuyordum, yo unutmuyor düşünmüyordum hayali bir sevdanın pençesinde kavrulduğumu. Nasılda büyütmüştüm yüreğimin gözlerinde, hayali sevdamı. Kaptırmıştım kendimi hayali bir varlığa. Sanki o varmış gibi iki kişilikti gecelerim gündüzlerim. Onu düşledikçe sevdam büyümüş ve ben o hayali sevdaya âşık olmuştum. Bir gün gelecek, evet gelecek yalnızlık iki kişilik olacak hayalleri kuruyordum. Yalnızlıklar birleşecek, ben onun o benim yalnızlığımızı bölüşeceğiz diyordum. Hayaldi, hayaldi ama gün be gün beni çekiyordu sevdanın kör kuytularına. Hayali sevdanın zil zurna sarhoşuydum. Olmayan onu yaratıyor var ediyordum, sevdasının ateşiyle yakıyordum kendimi. Kapımın çalan zili koparıyordu beni hayallerimden, fark ediyordum ki ben yaşıyorum onu hayallerimde, kendime geldiğimde acı çekiyordum olmayan onu büyüterek sevdalandığım hayallerimde. Deli doluydu, ama insancıldı, yüreği kocamandı. Yardım sever vefakâr Han fendiydi her gün kapımın zilini çalan vefalı dostum. -Taze ekmek aldım. Yapmadıysan kahvaltını, birlikte kahvaltı yapalım. Oda yok şimdi, hayat mücadelesi, gitti işinin başına ve benden çok uzaklara. Gündüzlerden vaz geçtim, geceler çok yalnızlar. Sessizliğin içinde seyrettiğim sadece yalnızlık ve terk ettiğim, boş yere kurduğum hayallerimle şimdi ölümden beter yalnızlık. Arkamda bıraktığım o uzun yollara bakıyorum. Hayalim gerçekleşecek umuduyla bom boş yürümüşüm onca yolu. Tutmamışım gelenin geçenin ellerinden, bakmamışım hiçbir gözlere, ihanet olur hayallerime diye. Tutunabilseydim ellere, girebilseydim bir yüreğe, şimdi, kim bilir şimdi yalnız olmayacaktı geceler ve gündüzler. Dumanlamayacaktım sigaramı yalnızlığın efkârına. Kim bilir. Arkamda bıraktığım, boşa yürüdüğüm o yollar, tıpkı geceler gibi zifiri karanlık ve yapa yalnız. İçinden çıktım artık hayallerimin, yalnızlığın ayak seslerini dinliyorum, soğuk rüzgârın üflediği soğuk nefesiyle balkonumda sigaramla demlenirken. Rüzgârın soğuk nefesinden tenim titrese de üşümüyorum, hayallerimde üşüdüğüm kadar. Nevin Işık 26.10.15 Saat: 01:47

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder